Chat34 Sohbet Girişi

Nick / Rumuz :

Password / Şifre :

 sohbet
(Şifreniz yoksa boş bırakın)

Chat34 Duyurusudur!

Sohbet etmek için, nick ve/veya rumuz yazıp bağlan butonun basın. Tekrar girmeniz istenebilir..

Sohbet ederken, şu anlayışı benimseyin, size yapılmasını istemediğiniz birşeyi, siz diğer kullanıcılara yapmaktan kacının, eğer ki bu tür durumlarda rahatsız oldugunuzda ve/veya şikayet durumlarında, #operhelp kanalı yetkilileriyle görüşünüz.
- Chat34 iyi sohbetler diler..

Vizyonda 4 Yeni Film…

İçimizdeki düşmanlara ve şeytanlara…

site_studio

Bu hafta vizyonda yaz sıcağına direnen dört yeni film var. Buz Devri 3, sevimli hayvan dostlarımızın çıktıkları hayat yolculuğuyla ilgili… Macera ve ekip genişliyor… Seni O Kadar Sevdim ki, adıyla ilintili olarak bir kadın ve erkek arasındaki güçlü duyguları takip ediyor. İçimizdeki Düşman, Cezayir’in bağımsızlık savaşını anlatırken insan psikolojisi üzerine derin bir sorgulama içeriyor. İçimdeki Şeytan ise korku dolu bir geçmiş yüzleşmesi… İyi seyirler

Buz Devri 3 / Ice Age 3: Dawn of the Dinosaurs
O kadar sevimliler ki, çoluk çocuk hem izlemekten çok keyif aldık, hem de yollarını bekler olduk… Serinin bu üçüncü filmi sıcak bir adada geçiyor. Ancak adanın sahibi bir zebra ve bizim kafadarları adada görmek istemiyor. Bu arada karakterlerimizin çoğunun hayatının bu filmde değiştiğini söyleyebiliriz. Mesela Manny ve Ellie bebek bekliyor. Bu durum da Manny’yi bayağı strese sokuyor, “Bebeğim doğdunda her şey mükemmel olmalı” şeklinde bir takıntı ediniyor. Diego da ev kedisi muamelesi görmekten epey sıkılmış, hayatını değiştirmenin yollarını arıyor. Esas en ilginç macerayı Sid yaşıyor. Zaman makinesi sağolsun, tarihin derinliklerine bir yolculuğa çıkıyor Sid. Kendini dinozorların dünyasında buluyor, bir sürü tehlikeyle karşılaşıyor. Bu arada bir de tek gözlü bir gelincikle tanışıyor, arkadaş oluyor. Yani Buz Devri ama bütün devirleri kapsıyor, kahramanlarımız bu gidişle ülkemize de gelecekmiş gibi görünüyor…

Seni O kadar Sevdim ki / I’ve Loved You For So Long
Juliette 15 yılını hapiste geçirmiş bir kadın. Cezasını çekip kodesten çıkınca ufak kız kardeşi Léa’nın yanına yerleşiyor. Léa ablasının yokluğundan dolayı kendisini yıllarca ailenin tek çocuğu olarak görmüş… Juliette’in hapse girme nedeni büyük bir sırdır… Juliette’in yüzünden anlarız ne kadar acı bir sebebi olduğunu… Bu gizleme olayı tabii ki Juliette’in hayata adapte olmasını zorlaştıran bir unsurdur. Bereket versin ki Juliette’e abayı yakan bir adam vardır da onun yardımıyla hayatı biraz kolaylaşır. Léa da elinden geleni yapar Juliette’e yardım etmek için, bu sayede Juliette’in hayata karşı olan negatifliği, ki aslında onca yıl içeride kaldıktan sonra negatif olmamak mümkün değil, azalmaya başlar. Ama Lea o kadar pozitif bir karakter ki, insan onun kardeşi olmak istiyor film boyunca.. Juliette’in hapiste kalma sebebi ve hayatına ilişki sırlar filmin içine yayılan merak unsurları. Bu arada yönetmen Philippe Claudel, filmin aynı zamanda senaristi. Bu kendisinin yönettiği ilk uzun metrajlı film, yurt dışında aldığı iyi eleştirilere bakılırsa güzel bir ilk film deneyimi yaşadığını söyleyebiliriz. Ayrıca kendisi ‘Grey Souls’ diye bir roman kaleme almış 2003’te ve bu romanla ‘Prix Renaudot’ ödülü sahibi olmuş. İyi sinemacının kaynağı iyi edebiyatçıda gizli olabilir mi?

İçimizdeki Düşman / L’ennemi Intime
Ülkemizde yaşananlara duygu bu kadar denk düşen bir film daha yapılmamıştır sanırım… Savaşın anlamsızlığı, baskıların dayanılmazlığı ve dayatmaların psikolojik travmaları üzerine gerçekten de başarılı bir yapım. 2008’de en iyi sinematografi ve en iyi film müziği dallarında Cesar ödüllerine aday gösterildi… Film Cezayir’in bağımsızlık savaşı sırasında geçiyor ve psikolojik taraf olarak Fransız askerlerinin yaşadıklarına değiniyor. Gerek coğrafyası, gerek insan modelleriyle birçok ülkenin gerçekliğine denk düşüyor. Yönetmen Florent Emilio Siri Sorbonne Üniversitesi’nde sinema okumuş. Eğitimi sonrası kariyerine ‘Une minute de silence’ ile başladı 1998’de. Underground bir başarı yakalayan bu film ile Bruce Willis’in de dikkatini çekti ve Willis kendisine pek büyük bütçeli ‘Hostage’ (2005) adlı gerilim-aksiyon filmini yönetmesi için teklif götürdü. Florent Emilio Siri bu filmi yönetti yönetmesine ama ‘Hostage’ gişede ümit edildiği kadar büyük bir başarı sağlayamadı ancak eleştirmenlerden iyi not aldı. Siri’nin yönetmenliği beğeni topladı ve ‘Hostage’dan ‘Die Hard’ın art house versiyonu’ şeklinde bahsedildi. Siri’nin ‘Une Minute de silence’ sonrasında ‘Nid de guêpes’ (The Nest) adlı bir film çekti. Ayrıca kendisi Fransa’da takdir edilen bir video klip yönetmeni. 2007’de çektiği ‘L’ennemi Intime’i Türk izleyicisi ancak 2009’un sıcaklığında izleme şansı buluyor. Bu arada ‘L’ennmei Intime’ 1954-1962 yılları arasındaki napalm kullanımını beyazperdeye taşıyan ilk film olma özelliğini taşıyor.

İçimdeki Şeytan / Alone
Yönetmen koltuğunda oturan Parkpoom Wongpoom ve Banjong Pisanthanakun daha önce ilk uzun metrajları olan ‘Shutter’da da birlikte çalışmışlardı. ‘Alone’ beraberce kotardıkları ikinci filmleri. Korku-gerilim türündeki ‘Alone’un odağında evli bir çift var, Pim ile Vee. Kendileri mutlu mesut yaşarkene, Pim’in annesinin pek hasta olduğuna dair haber alırlar ve mecburen yaşamakta oldukları Kore’den kalkıp Tayland’a doğru yola koyulurlar. Pim’in hayatını alt üst edecek olaylar Tayland’da kopar. Kendisi Tayland’a vardığında geçmişte yaşadığı acı bir tecrübeyi hatırlar. Ancak bu anılar geçmişte gerçekte yaşamış olduklarından farklıdır. İşin ilginci Pim’in bu berbat anıları unutmasına engel olan bir şeyler olması. Kendisi tabiri caizse anılarının tutsağı oluyor, bir türlü özgür olamıyor. İzleyiciye de kendisine engel olan şeyin ne olduğunun açıklanmasını heyecanla beklemek düşüyor.

Filed Under: Güncel

Tags:

About the Author:

RSSComments (0)

Trackback URL

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.